İnsanın yaratılma amacı nedir?

 undefined  İnsanın yaratılma amacı nedir?
 
 undefined  Konunun açıklanması için öncelikli olarak birkaç noktanın üzerinde durulması gerekmektedir:

1- Yüce Allah’ın sıfat ve özelliklerinden bir diğeri de “hekim” olmasıdır. Yani Allah Teala hiçbir şeyi amaçsız ve maslahatsız yaratmaz. Elbette insanların toplumdaki hedef ve amacıyla Allah Teala’nınki arasında fark vardır. İnsanın eğer amaç ve motivasyonu olmazsa hiçbir şey yapmaz, yani amaç ve motivasyonlar failin kemeline sebep olmaktadır. Ve insan yaptığı işlerle, kendisinde olmayan şeyleri elde eder. Ancak Allah Teala’nın amaç ve motivasyonu kendisine dönmemektedir. Bilakis sairi mevcudata dönmektedir. Çünkü Allah gani ve mutlak ihtiyaçsızdır, ama öteki varlıklar ona muhtaçtırlar. Kur’an-ı Kerim bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır:

يَا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ اِلَى اللّٰهِ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِىُّ الْحَمٖيدُ

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Her bakımdan sınırsız zengin olan ve övülmeye hakkıyla lâyık olan ancak O’dur. (Fatır Suresi, 15. Ayet)” 

Kendisini eksiksizleştirmesi ve kemalini tamamlaması için amaç ve motivasyona ihtiyacı yoktur. Çünkü O, mutlak kemal sahibi ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Bu sebepten dolayı bazı İslam mütekellimleri şöyle demektedirler: Allah’ın fiil ve eylemlerinde amaç ve hedefi bulunmaktadır, ancak hedef ve amacı kulların maslahat ve çıkarı doğrultusundadır. Bu görüşün mukabilinde Eşariler (Sünniler günümüzde inanç açısından Maturidilik ve Eşarilik, fıkhi açıdan da sırayla Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine bağlıdırlar. Bu dört mezhepten ilki olan Hanefi mezhebi Maturidilik'e diğer üç mezhep Şafii, Maliki ve Hanbeli ise Eşarilik'e bağlıdır.) ise şöyle demektedirler: Allah’ın fiil ve eylemlerinde amaç ve hedefinin olması O’na farz değildir. Dolayısıyla  hangi amaçla, hangi hedefle ve neden böyle yaptın? diye sorulmaz!

2- Dünyanın doğası gereği her şeyin vücudu eksiklik ve noksanla başlar ve gelişme ve kemal yolunu kat ederek ulaşması mümkün olan son noktaya kadar ulaşır. İnsanda da gizli yetenek ve istidatlar bulunmaktadır. Bu yetenekleri kullanarak istenilen kemale ulaşabilir.

3- Bazen insanın, ebedi saadet ve mutluluğu elde etmesi için yaratıldığını ve bazen de insanın yaratılma hedefinin ilim ve iradesinin gelişmesi doğrultusunda olduğu söylenmektedir. Yüce Allah, insanları ilim ve bilgi için yarattı. Onun kemali ise her ne kadar çok bilir ve her ne kadar isterse o denli iradesini güçlü ve kuvvetli eder ve istediği şeyi yapabilmesindedir; öyle ki bir buğday tohumunun yaratılmasının hedefi onun buğday bitkisine dönüşmesidir. Bir koyunun saadet ve mutluluğunda olan ise tüm amaç ve gayeti o buğday bitkisini yiyerek gelişip kilo almasındadır. Ama insanın istidat ve yeteneği bunların çok üstündedir. Yani insanın bilmesi ve yapabilmesi ve her ne kadar çok bilir ve her ne kadar çok yapabilirse onun insanlık hedef ve amacına bir o kadar yakınlaşması anlamına gelmektedir.

Bazen insanın saadet ve mutluluğunun ‘her ne kadar iyi ve güzel yaşam sürülür ve yaratılış hediyelerden bir o kadar yararlanılırsa’ anlamında olduğu söylenmektedir. Böylelikle saadet, yani en çok zevk ve keyif, en az dert ve sıkıntı anlamına gelmiş olur.

4- Kur’an-ı Kerim insanın yaratılma gayesini şöyle açıklamıştır: 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56. Ayet)”

Burada şu soru akla gelmektedir: “İbadetin Allah ve beşer için ne faydası var?” Kur’an-ı Kerim’de ‘insan her ne kadar çok bilir ve yapabilirse ve her ne vakit bilir ve yapabilirse kendi hedefine ulaşmıştır diye geçmemiştir, bilakis insanın Allah’a ibadet etmesi için yaratıldığını ve Allah’a ibadet etmesinin onun yaratılma hedefi olduğu yönündedir. Eğer insan bilir ve yapabilirse, ama Allah’a ibadetin mukaddime ve girişi olan Allah’ı tanıma konusunu dikkate almazsa yaratılma hedefine doğru yol almamış ve saadetli ve mutlu olamamıştır. Dolayısıyla İslami açıdan yaşamın asıl hedef ve gayesi mabuda ibadetten başka bir şey değildir. Kur’an-ı Kerim, hedef ve amacının sadece Allah olduğu bir insan istemekte ve diğer hedeflerinin ise mukaddime görevi üstlenmesini istemektedir. İslam dininde her şey Allah ekseninde dönmektedir. Peygamberlerin gönderilme sebebi veya yaşamın hedef ve gayesi kulluk ve ubudiyette dönmektedir. Kur’an-ı Kerim, Peygamberlerin (Allah’ın selamı onların üzerine olsun) hedefleri hakkında şöyle buyurmaktadır:

وَدَاعِیًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِهٖ وَسِرَاجًا مُنٖيرًا

 “Ve kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak (gönderdik). (Ahzap Suresi, 46. Ayet)” veya başka bir ayette şöyle buyurmuştur: يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ  “…Onları karanlıklardan nur ve aydınlığa çıkarır… (Bakara Suresi, 257. Ayet)” anlatılanlar ışığında insanın yaratılma gayesi ‘tevhit nuruna, ilahi kulluğa ulaşmak ve karanlık ve zulmetten kurtulmaktır; elbette ilim ve bilgi, güç ve yapabilirlik, doğanın hediyelerinden daha çok yararlanmak, az sıkıntı çok zevk, adalet ve… bunların tamamı, asıl hedefe ulaşmak içindir ve mukaddime görevini yapmaktadır.

Burada konuyla alakalı olarak iki hadisi zikretmemiz münasip olacaktır:

1. İmam Hüseyin (aleyhi selam) şöyle buyurmaktadır:

أَيُّها الناسُ! إنّ اللهَ جلَّ ذِكرُه ما خَلَق العبادَ إلاّ لِيَعرِفُوه، فَإذا عَرِفُوهُ عَبَدُوهُ فاذا عبدوه إسْتَغنَوا بعِبادتِه عَن عِبادةِ ما سواه

 “Ey insanlar! Zikri yüce Allah kullarını ancak O’nu tanımaları ve tanıdıktan sonra O’na ibadet etmeleri ve ibadet ettikleri zaman da O’nun dışındakilerin ibadetinden gani olmaları için yarattı.”       

2. Cabir (r.a) imam Cafer Sadık’a (aleyhi selam) yaratılışın nihai gayesini soruduğunda İmam (a.s) şöyle buyurdu:

 “Yaratılışın hedefi, Allah’ın lütuf ve kereminin tüm varlıklara hatta cansız nesnelere bile şamil olmasıdır.”

Cabir dedi ki: “Allah’ın bu lütufundan maksadı ne idi?”

İmam buyurdu ki: “Acaba sen kerim ve cömert birinin maksadını bilmiyor musun?”

Cabir dedi ki: “İnsanlar arasında amacı olmadan kerim ve cömert olan biri çok az bulunmaktadır. Toplulukların (genellikle) hedefi kendini göstermektir.”    

İmam şöyle buyurdu: Allah gösteriş yapmaz ve sadece varlıkların feyze ulaşması için onları yaratır ve Allah’ın kerameti dışında alemin başka yaratılma felsefesi yoktur. Zira eğer başka bir illeti olsaydı ve o illet ve sebep alemi yaratması için Allah’ı mecbur bıraksaydı, o illet Allah’ın yerine geçerdi ve mecbur olan bir Allah, Allah olamaz.”

Cabir dedi ki: “Acaba Allah’ın alemi yaratması için O’nu mecbur etmeyen bir illetin olması mümkün müdür? Şöyle ki Allah, bir miktar kendi kudret ve gücünü gözlemlemesi için alemin yaratılma işine koyulmuş olsun ve bu yönden zevk almış olsun?!”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Gözlemlemek, zevk almak biz insanların doğasında vardır, bunlar bizim ihtiyaç sahibi olduğumuzu göstermektedir. Ancak Allah böyle değildir ve ayrıca zevk almak genellikle ya direk veya dolaylı olarak bizim cismimizden kaynaklanmaktadır ve Allah cisim değildir.”

Cabir dedi ki: “Acaba Allah’ın lütfu yaratılış sebebi değil midir ki siz lütfu açıklamadınız?”

İmam buyurdu ki: “Evet, ancak lütuf zorunlu neden değildir, yani Allah’ı mecbur bırakacak bir illet değildir. ve illetin zorunlu olmamasından dolayı muvahhit ‘Allah, alemi lütfuyla yaratmıştır’ dediğinde tevhide aykırı bir şey dememiştir.”

Cabir dedi ki: “Allah, alemin yaratılmasından sarfı nazar edebilir miydi?”    

İmam buyurdu ki: “Açıktır ki edebilirdi.”

Cabir dedi ki: “Ancak O, bu işten sarfı nazar etmemiş ve onu lütfuyla yaratmıştır. Öyleyse Allah, kendi lütfundan el çekemez.”

İmam buyurdu ki: “Sen birisine bir ikram da bulunduğunda ve o ikram senin zorunlu bir görevin değilse, acaba bu ikrama mecbur musun?”

Cabir dedi ki: “Hayır.”

İmam şöyle buyurdu: “Allah da, zorlama olmadan gerçek bir ikram üzere alemi yaratmıştır. Böylelikle varlıklara hayat nimetini bahşederek inayet etmiştir. Ve ben alemin yaratılmasında lütuf dışında bir şey görmüyorum.”

Dolayısıyla Allah’ın varlıkları ve insanı yaratması lütuf ve cömertliğinden ve Allah’ın başka bir lütfu olan O’na ibadet ve kulluk bir bütün olarak insan ve öteki varlıkların kemal ve saadetine sebep olmaktadır. 

ABNA.İR

 

  undefined
Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved