Çocuk veya Anne Vücudunun Ürünü -2


 

 

 

 

İslâm Peygamberi evlenmek isteyen gençlere asil, dürüst ve dindar bir aileden kız almalarını tavsiye etmektedir. Bu da şüphesiz fesadın önünün alınması içindir.

 

Ailevi asaletini kaybetmiş, soysuzlaşmış, edep ve terbiyeden, vakar ve düzenden yoksun kalmış, hepsinden kötüsü şehvet, hicapsızlık, örtüsüzlük, her an biriyle olma bataklığına düşmüş bir kız evlenmeye layık değildir. Böyle bir kız, Hak Teâlâ’nın yaratış hedefini çiğnemiş, kadın ve anne olma makamını kaybetmiş ve salih çocuk dünyaya getirme ehliyetini yitirmiş bir kimsedir. Allah Resulü (s.a.a) bir rivayetinde bu tür kimseler hakkında şöyle buyurmuştur: “Eğer onlar ahir zamanda yılan ve akrep doğuracak olsalar çocuk doğurmalarından daha iyidir.”

 

Zira onların fikir ve ruhları lezzet peşinde koştukları için bozulmuş durumdadır. Bu bozulmuş fabrika sağlam bir insan yaratmaktan acizdir.

 

Bu anlamı Nuh Peygamber’in (a.s) dilinden işitiniz:

 

“Nuh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde hiç bir kâfir bırakma. Doğrusu sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve nankör (insanlar) doğurup yetiştirirler.”[574]

 

Eğer Nuh kavmi arasında anneler çok olsaydı, eğer imanlı, şükreden, temiz ve edepli kadınlar bulunsaydı, “Sadece ahlâksız ve nankör (insanlar) doğurup yetiştirirler” demezdi.

 

Evet, eğer Allah Resulü’nün (s.a.a) tabiriyle kız ve kadınlar bataklıkta büyümüş bir çiçek olursa bu çiçekten tatlı ürünler ilâhi ve insani neticeler beklemek yersizdir.

 

Anne her ne kadar akrabalarıyla ilgili olsa da her toplantıya katılmamalıdır. Zira bu toplantıların bazısı haramdır ve annenin ruhunu etkilemektedir. Hatta kadının annelik kimliğini bile elinden alabilir.

 

 

 

 

Anne olan kimse istediği her yiyecekten yiyemez. Zira bazı yiyecekler helal kaynaklardan elde edilmemiştir. Dolayısıyla bu hem kendisi, hem de çocukları üzerinde kötü etkilere sahiptir.

 

Anne taharet ve necasetle ilgili meselelere riayet etmelidir. Farzlar, vacipler ve ahlâki ilkelere ısrarla riayet etmelidir ki, vücut fabrikası nur kaynağı ve nurun doğuş sebebi olsun.

 

Nitekim Masum İmamlarımızdan da rivayet edildiği üzere onlar, Hz. Zehra’yı (s.a) kendilerine örnek almışlardır. Hz. Fatıma’nın bütün ruhsal, fikri ve ahlâki davranışlarını hayata geçirmişlerdir.

 

Fatıma (a.s) bütün bir varlık âleminde örnek bir anne ve anneliğin en yüce bir örneği idi. Kadın ve kızlarımız da Hz. Fatıma’yı hayatlarında örnek almalıdırlar. Zira anne çocuğun vücudunun aslı, çeşmesi ve kaynağıdır.

 

İslâmi ahlâka riayet eden, vakar, ağır başlılık ve edep içinde bulunan, muhabbet, duygu ve aşk ocağı halinde yaşayan annelerin çocukları da rahimde oldukları zaman bu özelliklerden beslenecektir. Dünyaya geldikten sonra da sürekli annesine bakacaktır. Belli bir zaman boyunca annesinin sözlerini işiten bir kulak, şüphesiz annesinden etkilenecektir.

 

Hz. Hüseyin (a.s), Hür b. Yezit’in başını kucağına alınca, onun heva, heves ve Ümeyye oğullarının hâkimiyetinden özgür ve hür oluşunu, annesine isnat ederek şöyle buyurmuştur: “Sen, annenin seni hür olarak adlandırdığı gibi hürsün.”

 

Ömer b. Sa’d, Hz. Hüseyin’den (a.s) Yezit’e biat almak hususunda ısrar edince, İmam (a.s) kendisinin ve ashabının biat etmeyişini temiz annelere ve annelerin temiz eteklerine isnat ederek şöyle buyurmuştur: “Pak ve tertemiz annelerin kucakları.”

 

 

Kaynak:İslam'da Aile Düzeni
Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved