Nura Giden Yol (285)


Nura Giden Yol (285)

 

Bismillahirrahmânirrahîm

 

Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.

 

Enfal suresinin 55. ayeti:

 

إِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِنْدَ اللَّهِ الَّذِينَ كَفَرُوا فَهُمْ لا يُؤْمِنُونَ

 

Yani:

"Allah katında yerde debelenenlerin en kötüsü, şüphesiz küfre sapan olanlardır. Onlar artık inanmazlar."

 

Önceki ayetlerde kâfirlerin peygamberlerin hak sözüne karşı tepkileri belirtilmiş ve bu özelliklerin tarih boyunca sürdüğü ve onlar hakkı inkâr ederek benimsemedikleri aktarılmıştı. Bu ayet ise şöyle devam ediyor: İnat ve hak karşıtlığı yüzünden benimsenen bu tür bir küfür, insanın konumunu Allah katında her türlü debelenenden daha alçak bir konuma getirir ve bataklıklarda yaşayan sürüngenler seviyesine indirir.

Aynı surenin 22. ayetinde de en kötü debelenenler hiç düşünmeyenler olduğu vurgulanmıştı. Bu ayet şöyle devam ediyor: Bunlar asla iman etmek istemeyen insanlardır. Bu yüzden küfre sapmanın kökü, mantıksız düşünmeye uzanır. Kâfirler belki halk arasında konum ve mevkiye sahip olabilir, ancak yaratanın katında birer debelenen hayvandan öteye gidemezler.

 

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:

 

1- İnsanın değeri, akıl ve imana endekslidir ve küfür insanı, insan olmaktan uzaklaştırır.

 

2- Birçok debelenen hayvan insan yaşamı için yararlı olmasına karşın kâfirler, hayvanlardan bile daha alçaktır.

 

Enfal suresinin 56. ayeti:

 

الَّذِينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لا يَتَّقُونَ

 

Yani:

"Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar korkup sakınmazlar."

 

Bu ayet Medine Yahudilerinin İslam peygamberi ile ilişkisine değinerek şöyle diyor: Onlar müslümanlara karşı Mekke müşriklerine yardım etmemeye ve Medine müslümanlarını azarlamamaya söz vermelerine karşın defalarca ahid bozdular ve hatta müşriklerle işbirliği yaparak, Hendek savaşını başlattılar. Gerçi bu ayet kâfirlerin ahidlerine sadık kalmamalarına değiniyor, ancak rivayetlerde bu özellikten nifak belirtileri olarak söz ediliyor ve kim ahde vefada kusur ederse, namaz kılsa veya oruç tutsa bile, münafık sayılıyor.

 

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:

 

1- Kâfirlerle ahidleşmek mübahtır ve onlar ahidlerine sadık kaldıkça, bozulması caiz değildir.

 

2- Ahid bozan etkenlerden biri takvasızlık ve sakınmamaktır.

 

Enfal suresinin 57. ayeti:

 

فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

(8:57)

 

Yani:

"Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar, umulur ki ibret alırlar."

 

Önceki ayetin devamında bu ayet İslam toplumunun lideri olarak İslam peygamberine şöyle diyor: Mademki onlar komplo kurarak sizi yıkmak istiyor, siz de var gücünüzle onlara karşı koyun, öyle ki düşman paniğe kapılıp kaçmayı yeğlesin ve hiç bir zaman Müslümanlara saldırmayı düşünmesin. Kuşkusuz bu tür bir karşı koymanın gereği, Müslümanların uyanık olması ve düşman komplolarını ve tehditlerini iyi tanıması, böylece onları ve destekçilerini yok etmesidir.

 

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:

 

1- Düşmanla savaşta sadece ön saflarda savaşanlarla yetinerek düşmanın komplo ve fitnelerinden gafil olmamak gerekir. Burada geniş bakış açısıyla esas komplocuları tanıyıp yok etmek gerekir.

2- İslam dini, rahmet ve refah dinidir, ancak ihanet ve halkın huzurunu bozmayı asla tahammül edemez.

 

Enfal suresinin 58 ve 59. ayetleri:

 

وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَى سَوَاءٍ إِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْخَائِنِينَ

وَلا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَبَقُوا إِنَّهُمْ لا يُعْجِزُونَ

 

Yani:

"Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, ,sen de açık ve adil bir tutumla onlarla olan anlaşmanı lağvet. Gerçekten Allah ihanet edenleri sevmez. Küfre sapanlar kaçıp kurtulduklarını sanmasınlar. Gerçek şu ki onlar bizi aciz bırakamazlar."

 

Medine Yahudilerinin ahidlerini bozduklarını ifade eden önceki ayetlerin devamında bu ayetler temel bir ilke olarak şöyle diyor: İslam toplumunun lideri o kadar uyanık olmalı ki düşmanın tüm komplolarını zamanında fark ederek hemen tavır koymalı ve düşmanın İslam ümmetinin güvenliğini tehdit etmesine izin vermemeli. İslam ümmetinin lideri tehlikeyi sezdiği anda hemen karşı tarafa her türlü anlaşmayı lağvettiğini bildirmeli ve İslam toplumunu savunmaya hazır hale getirmeli.

Evet, karineler komplo habercisi olduğu anda önlem olarak sadece barış anlaşması lağvedilmeli, ancak düşman harekete geçmedikçe ona karşı herhangi bir eyleme girişmemeli.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz:

 

1- Uluslararası anlaşmalara ancak herhangi bir ihanet söz konusu olmadığı müddetçe bağlı kalmak gerekir.

2- Herhangi bir anlaşmayı lağvetmek adalete dayalı olmalı ve misilleme olarak yapılmalı ve düşmana söylemeden herhangi bir anlaşmayı lağvetmek bir nevi ihanettir.

3- İslam toplumları liderleri öylesine uyanık davranmalı ki düşman herhangi bir kötü düşünceye kapılıp sulta kurmayı düşünmesin.

 

http://turkish.irib.ir/islam/nura-giden-yol/item/248827-nura-giden-yol-285-enfal-55-ila-59
Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved