Nura giden yol (537)


Nura giden yol (537)

 

Bismillahirrahmânirrahîm

Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.

 

Meryem suresinin 93. ayeti:

 

إِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأرْضِ إِلا آتِي الرَّحْمَنِ عَبْدًا

 

Yani:

“Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahmân'a gelecektir.”

 

Geçen bölümde müşriklerin melekleri ve taptıkları bazı şahısları ve putları Allah’ın evlatları sandığını, Kuran'ı Kerim ise bu yersiz inancı şiddetle reddettiğini anlattık. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:

Sadece yeryüzünde yaşayan siz insanlar değil, hatta göklerde yaşayan melekler ve hepiniz, O’nun karşısında birer kulsunuz ve kıyamet gününde de bu şekilde mahşur olacaksınız. Yüce Allah’ın tüm mahluklarla irtibatı, mevla ile kul irtibatıdır, baba evlat veya sizlerin zannettiğiniz başka her türlü ilişki değil. Bunun dışında yüce Allah yer yüzünde ve göklerde kendisine kulluk eden onca mahluka karşın aslında kimsenin kulluğuna ihtiyacı yoktur ve esas mevlaya ihtiyacı olan siz kullarsınız.

 

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:

 

1 – Varlığın tümü, insanlar ve melekler dahil her şey yüce Allah’a aittir ve hiç bir mahluk kendi yaşamı ve ölümünün maliki olamaz.

2 – Varlığın tümü, yüce Allah’ın sulta ve fermanı altındadır ve herşey sonunda Hak tealaya döner ve sonu belirsiz ve muğlâk olan hiç bir şey yoktur.

 

Meryem suresinin 94 ve 95. ayetleri:

 

لَقَدْ أَحْصَاهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا

وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا

 

Yani:

“O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir.

Bunların hepsi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir.”

 

Bu ayetler ise yüce Allah’ın tüm varlıklara musallat olduğunu ve her bir mahlukla ilgili en ince detayları bildiğini ve hiç bir şey Hak tealanın biliminden saklı kalamayacağını beyan ediyor. Yüce Allah tüm varlıkların sayısını bilendir. Kıyamet gününde de herkes tek başına ilahi adalet mahkemesine çıkıp hesap verecektir. Hiç kimse kıyamet gününde kalabalığın arasına karışıp ilahi hükümet sahasından kaçabileceğini düşünmesin.

Kıyamet gününde herkes eli boş gelir ve eşi, evlatları, malı ve serveti gibi hiç bir şey veya hiç kimse ona eşlik etmez.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz:

 

1 – Yüce Allah sadece genel duruma değil, aynı zamanda en detaylı ve en özel durumlara ve bilgilere hakimdir.

2 – Kıyamet gününde insan yapayalnızdır ve herkes başkasını değil, kendi amellerini düşünür.

 

Meryem suresinin 96. ayeti:

 

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَنُ وُدًّا

 

Yani:

“İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”

 

Bundan önceki bir kaç programımız boyunca yüce Allah, hatta müşriklerin putları bile onlardan teberri edeceğini ve kıyamet gününde onların yanında yer almak bir kenara, hatta onlara karşı duracağını buyurduğunu anlattık. Bu ayet ise şöyle buyurmakta:

Lakin Allah’a kulluk etmek ve O’nun buyurduğu iyiliklerde bulunmak, insanı Allah’ın sevdiği kul haline getirip Hak tealanın destek ve sevgisini kazandırırkan, aynı zamanda mümin ve salih kulun sevgisini başkalarının gönlüne yerleştirir. Nitekim hatta düşmanlar bile iyi insanları sever ve sadece kendi çıkarları için onlara düşmanlık eder. Tarih bu tür durumları ortaya koyan örneklerle doludur. Nitekim bu ayetin haklarında nazil olduğu söylenenlerin arasında imam Ali (sa) da yer almaktadır. Tarihin şahadetine göre imam Ali’nin (sa) düşmanları o hazretin pak olduğuna şahadet getirirken, iyilikleri hakkında da çok söz etmiştir.

 

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:

 

1 – İman ve salih amelin çekiciliği söz konusudur, çünkü herkes paklığı, dürüstlüğü, cesareti, fedakarlığı sever. Nitekim pak olmayan insanlar bile bu sıfata sahip olanları takdir eder.

2 – Sevilmek, Allah’ın elindedir, zira tüm gönüller, O’nun emrindedir.

 

Meryem suresinin 97 ve son ayeti olan 98. ayetleri:

 

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنْذِرَ بِهِ قَوْمًا لُدًّا

وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا

 

Yani:

“(Resûlüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.

Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emâresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?”

 

Meryem suresinin son ayetleri olan bu ayetler, Kuran'ı Kerim’in insanları hidayete ve saadete erdirme konumuna temas ederken şöyle buyurmakta:

O yüce kavram ve maarifleri sade bir dille ifade ettik ki tüm insanlar yararlansın. Pak insanlar teşvik edilsin ve pak olmayanlar ilahi cezanın ciddi olduğunu anlasın ve geçmiş kavimlerin kaderinden ders alsın. Onlar zannetmesin ki Allah’ı dize getirebilecekler veya düşmanlıkları ile hakkı yok edebilecekler. Eğer geçmişlerin tarihine bakacak olurlarsa, şimdi onlardan en ufak bir ses bile duyulmayan birçok kavmin yok olup gittiğini görecekler.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz:

 

1 – İnsanları hidayete erdirmenin yolu, dini maarifi halk dili ile ve onların anlayabileceği sade bir şekilde anlatmaktır.

2 – Her kesimle, o kesimin anlayabileceği dilden konuşmak lazım. Müminler teşvik edilip müjdelenirken, düşmanlara nasihat ve tehdit dili yaraşır.

 

http://turkish.irib.ir/islam/nura-giden-yol/item/249081-nura-giden-yol-537-meryem-93-ila-98


Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved