Sahife-i Seccadiye 29.cu duanın şerhi, Ayetullah Tahriri

 

Sahife-i Seccadiye 29.cu duanın şerhi 

 

(Geçim Sıkıntısı Çektiğinde Okuduğu Dua)

 

Ayetullah Tahriri

 

 

  (Allahım)Vahyinde açıkça ifade edip kitabında ant ile pekiştirdiğin vaadini, tüm yaşantımızı bizzat senin üstlendiğin, garanti ettiğin rızkı elde etmeye ayırmamıza engel kıl. Hani sen: “Sizin rızkınız ve size vaat edilenler göktedir.” (Zariyat/22) buyurmuşsun ve sözün haktır, en doğrudur. Ve “Andolsun gök ve yerin Rabbine, hiç kuşku yok, aynen sizin konuşmanız gibi bir gerçektir bu.” (Zariyat/23) buyurarak ant içmişsin ve senin andından daha doğru, daha bağlayıcı bir ant yoktur.

 

  İmam Seccad aleyhisselam bu duada bizlere değişik durumlarda Allah Teâlâ ile ilişkimizi nasıl kurmamızı öğretmektedir. Çünkü insan değişik hallerde etkilenmektedir.

 

  Hazret duanın bu bölümde bizlere kılavuzluk ederek rızık sıkıntısında Allahın belirttiği y ollara dikkat etmeğimizi, Onun vaatlerine inanmamızı, imanımızın güçlenmesini istemektedir. 

 

  İnsan toplumsal ilişkilerinde değişik insanlarla karşılaşır. Örneğin bir insanla karşılaştığında ve o insan ona söz verdiğinde, ona tam olarak inanır. Bizlerden de ilk etapta hiç olmasa başkaların vaatlerine inandığımız gibi Allahın vaadine de inanmamızı istemektedir.

 

  İman güçlendiği zaman ise insanın Allah ile olan ilişkisi başkalarıyla olan ilişkisi mukayese edilemez.

 

  İmam Seccad aleyhisselam duasında Allaha bu sözleri buyurması tesadüf değildir:

  (Allahım)Vahyinde açıkça ifade edip kitabında ant ile pekiştirdiğin vaadini, tüm yaşantımızı bizzat senin üstlendiğin, garanti ettiğin rızkı…

 

  Evet, diğer varlıklarla ilişkilerimiz olmalıdır, ama bu ilişkiler Allah ile ilişkilerimizin kopması ile sonuçlanmamalıdır. Öyle olmasın ki sıkıntıya düştüğümüz zaman hem Yaratandan ve hem insanlardan kopalım, meyus olalım. 

 

  Allahın andına güvenerek rızık ile ilgili perişanlığımız yok olmalıdır, huzur bulmalıyız. Allahın andı ki, kendisi için değil, bizim gibi zayıf imanlılar içindir. Yoksa Allahın buyurduklarına inanan kimselerin anda ihtiyaçları yoktur. Zayıf olan bizleriz, Allah da bizim durumuzu dikkate alarak bizimle davranmaktadır ki, imanımız güçlensin. Bundan dolayı peygamberlere mucize verilir ki, insanlar inansınlar. Peygamberlerin de mucizeye ihtiyacı yoktur, bizim gibilere aittir ki iman vadisine girelim. Dolayısıyla bizleri iman vadisine çeken ne varsa kullanılmıştır. Onlardan birisi de ant içmektir.

 

  Allah Teâlâ bizim daima acıktığımızı, günde birkaç defa yediğimizi, düşüncelerimizi meşgul eden bir iş olduğunu bilir, ona göre ant içmektedir, ta ki düşüncelerimiz rahatlasın.

 

  Onun bizleri bizden daha çok düşündüğünü, karşımıza çıkan fırsatları da O çıkardığını unutmamalıyız. 

 

   ...buyurmuşsun ve sözün haktır, en doğrudur... 

 

  İnsan yapı olarak çok karışık bir varlıktır. İnsanla ilgili ilimler onun sadece bir boyutunu açıklamaktadır. En basit bir örnek onun cismi ile ilgili nekadar gelişmiş cihazlara ihtiyaç vardır ki, onun bir hücresini araştırıp bilgi edinsinler. Ruhsal yönden de acayip hallere, gafletlere sahiptir. Dünyanın kendisi de bir taraftan çok karışıktır. Bundan dolayı böyle bir dünyada yerleşen ve bu özelliklere sahip olan bir insanın hidayeti ve doğru yolda ilerlemesi için bütün vesileler kullanılmaktadır.

 

  Allahın hiç bir andı boş değildir. Antların değişik boyutları vardır. Bir boyutu inandırmak olsa da, diğer boyutu budur ki, ant içtiği şey kesinlikle gerçekleşecektir.

 

...Sizin rızkınız ve size vaat edilenler göktedir...

 

  Allahın vaatleri gökten gelir, rızkı da gökten geldiğini buyurur.

 

  …Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, hiç tartışmasız, o  (rızık ve vaat edilenin gökte olduğu) sizin ( kendi aranızda ) konuştuğunuz kadar, kuşkusu olmayan bir gerçektir…( Zariyat:23 )

 

  Nutkumuzun hak olduğu gibi bu rızık haktır. Hiç kimse bunda şüphe duymaz, hiç kimse kendi nutkunu inkâr edemez. Diyemez ki ben şu anda konuşmuyorum.

 

   “Sizin rızkınız ve size vaat edilenler göktedir.” (Zariyat/22)

 

  Çok oraya buraya kaçıp koşuşturmaya ihtiyaç yoktur. Her batıl yoldan rızık kazanmak için gitmek olmaz. Buyrulmuştur ki haram müminin rızkı değildir. Mümin haramla gelişemez. Cismine haram girse de imanı olduğu sürece Allah haramın tesirini ondan çıkarır. Bundan dolayı buyrulur ki, insan günahını anladığında öyle bir iş yapsın ki, o yediği yemeyin etkisini kaldırsın. Yapmasa, Allahın kendisi onu ruhsal sıkıntıya müptela eder, zayıflatır. Stresin ve sıkıntının cisme etkisi vardır.

 

  İmam Seccad aleyhisselam bu duasıyla bizlere Allahı tanıma dersi vermektedir. Amellerimizde bu dersleri uygulamalıyız. Bu '' Allahı tanıma pratiği'' insanla olmalıdır, ''zihinsel Allahı tanıma'' bu dünyada kalacak. İnsan hep delil-sübutların, burhanların dakik olması yönünde çalışır. Bu olmalıdır, ama yaşayışında uygulamaya gelince nasıldır? Sıkıntılarda belli olur, o zaman bilinir ki, dediğine gerçekten mi inanır?

 

  Allahın dostları sınanmaktadırlar. Allahın resulü salavatullahi ve selamuhu aleyh Cebrail aleyhisselama buyurur ki, ihtiyaçsızlık istemiyorum, istiyorum ki bir gün tok olayım, şükür edeyim, bir gün de aç kalayım, Allahtan dileyim. Böyle insanların imanları sıkıntılarda kendini daha güçlü bir şekilde zuhur ederdi, zorluklarda yüzleri daha da parlamaktaydı...

 

  Üstat Tahriri’nin dersinden özet

 

 

 

Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved