HAZRETİN HACLA İLGİLİ SÜNNET VE ÂDÂBI


400- Merhum Kuleyni el-Kâfî kitabında senedini zikrederek "Ebul Ferec'in şöyle dediğini nakleder: "Ebân" İmam Sadık (a.s)’dan "Resulullah (s.a.a)’in yaptığı belirli bir tavaf varmıydı? diye sordu. İmam (a.s) Resulullah (s.a.a) gündüz gece on defa ve her defasında yedi defa Kâbe’yi tavaf ederdi. üç defa akşamın ilk saatlerinde, üç defa akşamın son saatlerinde, iki defa sabah ve iki defa öğleden sonra tavaf ederdi."[848]

 

401- Yine Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) vacip ve müstehab tavafların hepsinde Hacerü'l-Esved'i elinin içiyle mesh ederdi."[849]

 

402- Yine aynı kitapta senedi ile İmam Sadık (a.s) babası İmam Bakır (a.s)’dan şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) Hacerü'l-Esved ve Yemani rükunlarını eliyle meshederdi. Sonra onları öpüp mübarek yüzünü onlara bırakırdı. Daha sonra hazret "Babam da böyle yapardı" diye buyurdular.[850]

 

403- Daaim kitabında İmam Bakır (a.s) "Resulullah (s.a.a) Hacerü'l-Esved ve Yemani rükunlarını her tavafta meshederlerdi buyurdular."[851]

 

404- Mehasin-i Bergi" kitabında İmam Sadık (a.s) babası İmam Bakır (a.s)’dan rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) Medine’de bulunduklarında, kendilerine zemzem suyu hediye getirilmesini izhâr ediyorlardı."[852]

 

405- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdular: "Resulullah (s.a.a) Zil-Meâric duasından çok istifade ederlerdi. Ne zaman bir binek görse, tepeden aşağı inse veya çıksa gecenin geç saatlerinde, namazların arkasından telbiye söylerdi…"[853]

 

406- Caferiyat kitabında İmam Sadık (a.s) babası İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Cabir b. Abdullah Resulullah (s.a.a)’ın telbiyesinin şu şekil olduğunu söyledi; "Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, La Şerike Leke Lebbeyk, İnnel Hamde ve-n Nimete Leke ve-l Mülk, La Şerike Lek"[854]

 

407- Tehzib kitabında Muhammed b. Müslim iki İmamdan birisinden -İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s)’dan- rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) iki büyük ve boynuzlu ağzı ve gözleri siyah olan koçu kurban keserdi."[855]

 

408- el-Kâfî’de İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) Kurban günü saçını keser tırnaklarını, bıyıklarının ve mübarek sakalının etrafını kısaltırdı."[856]

 

409- Mukanna kitabında ihram halinde tırnakları kesmek, bıyığı kısaltmak ve koltuk altı ve üstü tüylerini almak sünnettir.[857]

 

410- Aynı kitapta zikredilmiştir: (Mekke dışındaki) şehirlerde İmam ve önderleri olmadan yaşayan insanların ârefe günü bir araya gelerek Allah’a dua edip yalvarmaları müstehaptır.[858]

 

 

NEVADİR

 

411- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s) buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) adeti gereği iki yaşında bir deve borcu olsaydı yedi yaşındaki deveyi yerine verirdi, iki dirhem borcu olsaydı dört dirhem verirdi."[859]

 

412- İhticâc kitabında uzun bir hadiste Musa b. Cafer (a.s) Emirü'l Müminin Ali (a.s)’dan rivayet etmiştir:[860] "Resulullah (s.a.a) hakkında fazileti zikredildiği zaman "Övünüp gururlanmam" buyururdu. Meclisi el-Bihar kitabında "İrşadu’l-Kulup"tan bu manada hadis nakletmiştir.

 

413- Merhum Meclisi Biharu'l-Envar kitabında merhum şehid-i evvel’in Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: Mümin insanın Kadir hum bayramında şu zikri yüz defa söylemesi sünnettir; "Elhemdulilillah-illezi ceêle Kemale dinih-i ve temame nimetihi be-vilayeti Emirü'l Müminin Alil b. Ebu Talip (a.s)[861]

 

414- el-İmame ve't-Tebsire kitabında İmam Musa b. Cafer (a.s)’in değerli babalarından Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Ben-i Haşim’in hastalandığında yanını gitmek vacip ve ziyaretleri müstehaptır.[862]

 

415- Daaim kitabında İmam Sadık (a.s)’dan rivayet edilmiştir. Hazrete ayak üste koyun kesmenin hükmü sorulanca, "bu şekilde kesilmesi doğru değildir, sünnete göre kıbleye doğru yatırılarak kesilmelidir." buyurdular.[863]

 

416- Tuhefu'l-Ukul kitabında İmam Rıza (a.s) buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a)’ın yaptığı gibi Biz Ehl-i Beyt, vaatlerimizi dinimiz gibi sayarız.[864]

 

Nuri Müstedrek kitabında Tabersi’nin Mişkat kitabından nakletmiştir.

 

417- Mecmau'l-Beyan’da Resulullah (s.a.a) gök gürültüsü duyduğunda "Subhane Men Yusebbihe'r Rade Bihamdih"- (Gök gürültüsünün hamd ile tespih ettiği Allah tertemiz ve münezzehtir.)- diye dua ederdi.[865]

 

418- Aynı kitapta zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) gök gürültüsü ve şimşek sesi duyduğunda "Allahumme La Tegtulna bi Gezebike, ve La Tuhlikna bi Azabike, ve Afina Geble Zalik"– (Allah’ım, gazabınla bizleri öldürme, azabın ile helak etme ve bunlardan önce bizlere afiyet bağışla.)- diye dua ederdi.[866]

 

419- Yine aynı kitapta zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’ın nezdinde "Ashab-ı Uhdud'dan bahsedildiğinde "Azabın şiddetinden Allah’a sığınırım" diye dua ederdi.[867]

 

420- Men la Yehzuruhu'l-Fakih kitabında rivayet edilmiştir: Sarı, kırmızı ve siyah rüzgar estiğinde Resulullah (s.a.a) ‘in çehresi korkan birisi gibi sararırdı. Gökyüzünden bir karta yağmur taneciği düştüğünde rengi normal haline dönerdi ve "Allah’ın rahmeti sizlere nazil oldu" buyururdu.[868]

 

421- Ş. Tûsi Emâli kitabında nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) bulut gördüğü zaman elinde hangi iş olsaydı bırakırda ve şöyle buyururdu: "Allah’ım! onun şerrinden sana sığınıyorum" bulut gittikten sonra Allah’a şükrederdi, eğer yağsaydı "Allah’ım! Onu faydalı kıl" diye dua ederdi.[869]

 

422- Daaim kitabında İmam Sadık (a.s)’dan nakledilmiştir: Güneş ve ay tutulmasında Resulullah (s.a.a) milletin mescide koşmalarını emrederdi.[870]

 

423- Aynı kitapta camide cemaat ile namazı kılmanın sünnet olduğu zikredilmiştir. [871]

 

424- Biharu'l-Envar kitabı Garat kitabından Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakleder: Dostum Resulullah (s.a.a) – Beyt-ul Maldan- yarın için bir şey bırakmazdı, -Ebu Bekir’de böyle yapardı-, fakat Ömer b. Hattab Hesap defteri düzenledi divan ve Beytu'l-Malı bir yıl geciktirirdi. Fakat ben Resulullah (s.a.a)’in yaptığı gibi yapacağım. Ravi Ali (a.s)’ın Beyt-ul malı cumadan cumaya milletin arasında dağıttığını nakleder.[872]

 

 

ŞEMÂİL BÖLÜMÜNE EKLEMELER

 

Allah’a şükürler olsun ki "Sünen ve Eklemeler" kitabı burada sona erdi. Saygı değer müellif Resulullah (s.a.a)’in Şemâili Bölümü'nü kitabın başlangıcında teberrük olarak karar verdi. Biz de o yüce insana uyarak hazretin şemâilini, önemli noktaları, kısa bir şekilde kitabın son kısmına ekledik.

 

425- Merhum Meclisi Biharu'l-Envar kitabında Cabir b. Abdullah Ensari’nin şöyle dediğini nakleder: Resulullah (s.a.a)’e Allah’ın ilk önce hangi nuru yarattığını sordum? Hazret, Allah önce senin peygamber’inin nurunu yarattı daha sonra her iyilik ve hayrı ondan yarattı, diye buyurdu.[873]

 

426- Yine aynı kitapta Cabir b. Abdullah Ensari’den nakledilmiştir: Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah’ın ilk yarattığı benim nurumdur ki onu mukaddes nurundan icat etti ve kendi celal, azameti ile karıştırdı.[874]

 

427- Besairu'd-Darecat kitabında İmam Bakır ve Sadık (a.s)’dan rivayet edilmiştir: "Allah-u Taâlâ Muhammed ve Ehl-i Beyt’ini Arş'ının altında bulunan bir cevherden yaratmıştır.[875]

 

428- Fırat tefsirinde Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Allah ben ve Ehl-i Beyt’imi öyle bir hamurdan yarattı ki hiç kimseyi onun ile yaratmadı ve bizler Allah’ın ilk yarattıklarıyız.[876]

 

429- el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s) Resulullah (s.a.a)’in ve Ehl-i Beyt’in ahval ve sıfatları hakkında bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: Milletin günahlarının büyüklüğü ve kötü işlerinin çirkinliği Alemlerin rabbi olan Allah’ın hilmine, mühlet vermesine ve merhametine engel olmadı. Derken peygamberlerinin en sevgilisi ve değerlisini yani; Muhammed b. Abdullah’ı onlar için seçti. -Öyle bir peygamber ki- İzzetli bir hanedanda doğdu. Asaleti kerem sahibi bir kabiledendi. Hasebin de bir noksanlık, nesebinde bir çirkinlik yoktu. Büyük, seçkin sıfatı alimler nezdinde meçhul değildi. Geçmiş peygamberler kendi Asuman-i kitaplarında mübarek vücudunun müjdesini vermişlerdi. Alimler iyi sıfatları ile hazreti anmışlar. Hekimler ise seçkin vasıflarına göz dikmişlerdir. Tehzib olmuş tertemiz idi ki hiçbir zaman aşağılanmaz. Ben-i Haşim arasında yalnız alemde hiçbir dengi olmayan kimsedir. Mekkeliler arasında yüceliği ve iftiharlarına yetişilemeyen tek insandı. Hâya ve soyluluk onu kapsamıştı. Cömertlik ve mürüvvet tabiatında vardı. Yücelik, heybet ve nübüvvet ahlakı ile süslenmişti. Risalet ve vahiy sıfatları üzere yaratılmıştı. Hak sebepler ve takdirler ortamı onun için uygun kıldı. Hak sabit hüküm onun için sonuna ulaştı. Bu zamanda kesin, hakkın kazasını en son derecesine ulaştırdı. Her ümmet hazretin geleceğini kendisinden sonra gelen ümmete müjde veriyordu. O mukaddes nur babalık sulbünden diğer babalarına geçiyordu. Mukaddes nur bu geçişde zina ile kirlenmedi. Doğumuna kadar Hz. Adem (a.s) zamanından babası Abdullah (a.s) zamanına kadar islami olmayan bir nikah ile evlenilmedi. O en yüce kabilede, en değerli taifede, en şerefli hanedanda, en iyi korunan rahimlerde dünyaya geldi. En emin –insanların- kucağında büyüdü. Allah onu seçti ve sevgilisi kıldı. Kendisi için onu seçti ve ilim anahtarlarını ona verdi. Gür hikmet çeşmelerini ona bağışladı….[877]

 

430- İhticâc kitabında Musa b. Cafer (a.s) değerli babalarından, Hüseyin b. Ali, Emirü'l Müminin (a.s)’dan rivayet eder: Muhammed (s.a.a) anne karnından yere düştüğünde sol elini yere bırakıp sağ elini havaya kaldırarak dudaklarını Allah’ın birliğine şahadet vermesi için oynattı…[878]

 

431- Merhum Meclisi el-Bihar kitabında Ebul Hasan Bekri’nin yazmış olduğu el-Envar kitabından, Peygamber (s.a.a)’in annesi Hz. Amine’nin şöyle dediğini rivayet eder: [oğlum Muhammed (s.a.a)] yere düştükten sonra Kabe’ye doğru dönerek secde etti. Sonra ellerini göğe kaldırarak rabbine yalvarmaya başladı.[879]

 

432- İkmalu'd-Din kitabında Hz. Amine’den rivayet edilmiştir: Ben oğlum Muhammed (s.a.a)’e hamile olduğum dönemlerde diğer kadınlar karınlarda ki ağırlıktan rahatsız olmalarına rağmen ben hiçbir şey hissetmiyordum.[880]

 

433- Aynı kitapta rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in bir günlük büyüyüp ilerlemesi diğer çocukların bir haftalık büyümesine eşitti. Hazretin bir haftalık büyümesi ise diğer çocukların bir aylık büyümesine eşitti.[881]

 

434- Menakib kitabında nakledilmiştir: Çocukluğunda hazretin beşiğini ay sallıyordu.[882]

 

435- Merhum Meclisi Bihar'da Vagidi’den rivayet ediyor: Millet hazretin beşiğinin etrafında hazretin rabbini tespih, hamd ve sena etmesini duyuyorlardı.[883]

 

436- Mecmau'l-Beyan’da nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) sünnet olmuş bir şekilde dünyaya geldi.[884]

 

437- Merhum Meclisi Biharu'l-Envar kitabında Halime-i Saidiye’den nakletmiştir: Resulullah (s.a.a)’i sıcak ve güneşli havalarda dışarı çıkardığımda her zaman başının üstende gölge yapacak bir bulut olurdu. Aynı şekilde yağmurlu havalardan da hazreti korurdu.[885]

 

438- İhticâc kitabında Musa b. Cafer (a.s) değerli babalarından, Hz.Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) dünyaya gelip vefat ettiği ana kadar, hazar ve seferde bir bulut hazretin üzerinde gölge ederdi… Puta tapanların arasında yaşamasına rağmen çocukken ona hikmet ve ilim verildi. Hiçbir zaman hiçbir puta meyillenmedi. Putperestlerin bayramlarında sevinmedi. Hiçbir zaman ondan yalan işitilmedi…[886]

 

439- Menakib kitabında Peygamber efendimizin amcası Hz. Ebu Talib’ten rivayet edilmiştir: Hiçbir zaman Resulullah (s.a.a)’den yalan duymadım. Cahiliyyet ahlaklarında hiç birisi onda yoktu. Yersiz yere gülmezdi. Çocuklara ilgi duymaz ve onlar ile oynamazdı. En güzel şeyler onda görülürdü. Her zaman tevazu içinde idi.[887]

 

440- el-Bihar kitabında Halime-i Sadiye’den rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) uyuduğu zaman sanki gözleri açık ve güler yüzlü bir şekilde idi. Hazrete sıcaklık ve soğukluk zarar vermezdi.[888]

 

   441- S.Razi Nehcü'l-Belağa’da Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) sütten kesildiği zaman Allah büyük meleklerinden birisini hazretle birlikte olması için görevlendirdi. Alemdekilerin en güzel ahlaklarını hazrete gösteriyordu. Sadece bendim ki küçük deve yavrusu gibi annesinin arkasından gider gibi gidiyordum. O hazrete uyup onun arkasından gidiyordum. Her gün kendi ahlakından bir şeyleri bana aşikar edip bana uymam gerektiğini emrediyordu. Her yıl belli bir süre "Hira" dağına giderdi ve yanında sadece ben vardım. Benden başkası da onu görmüyordu… Vahiy hazrete nazil olduğu zaman şeytanın feryadını duydum. Ya Resulullah (s.a.a) bu kimin feryadıdır? diye sordum. Hazret; Bu şeytandır. Kendine tapılmasından ümidini kesti. Ey Ali! Benim duyduklarımı sende duyuyorsun. Benim gördüklerimi sen de görüyorsun. Fakat sen peygamber değilsin, buyurdu.[889]

 

442- el-Bihar kitabında İmam Bakır (a.s) "Ancak Peygamber olarak seçtiği kimseler bunun dışındadır. (Ona gaybe dair bazı ilimler açıklar) Çünkü Allah her Peygamberin önünden ardından muhafız melekler salar. (Cin,27) ayetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: Allah Enbiyaları için melekler görevlendirir. Onları işlerinde yanlış yapmalarından korur. Risaletlerini tebliğ etmede onları teyit ederler. Sonra şöyle devam etti: Resulullah (s.a.a) sütten kesildiği zaman Allah büyük bir meleğini hazretle birlikte olması, iyi işlere yönlendirmesi, iyi ahlaklı olmasını sağlaması ve şer, kötü ahlaktan koruması için görevlendirdi…[890]

 

443- İlelu’ş-Şerai kitabında İmam Sadık (a.s) buyurmuştur: "Zeliha" Hz. Yusuf ile görüşmek için izin istedi… Hz. Yusuf Züleyha’ya "Niçin bana böyle bir zahmet verdin?" diye sordu. Züleyha; "Yüzünün güzelliği" dedi. Yusuf (a.s) "Eğer son peygamber "Muhammed (s.a.a)’i" görseydin ne yapardın? O benden daha güzel, ahlakı benden daha iyi ve benden daha cömert birisidir." dedi.[891]

 

444- Menakib kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yusuf (a.s) benden daha güzeldi, fakat ben ondan daha tuzluyum (daha şirin, sempatik.)"[892]

 

445- Meheccetu'l-Beyza kitabında rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) fazla şişman değildi. Mutedil bir yapıya sahipti. Ömrünün sonlarında hazretin bedeni o kadar sağlam ve kuvvetli idi ki sanki ihtiyarlık hiçbir tesir etmemişti.[893]

 

446- Ş. Saduk Hisâl kitabında Hz. Ali’den Yahudilerin reislerinin sorduğu sorulara verdiği cevabında şöyle nakledilmiştir: Nübüvvet mühürü Resulullah (s.a.a)’ın iki omuzu arasından görünüyordu. Üzerinde iki yazı vardı; Birinci satırda "La İlahe İllallah" ikinci satırda ise " Muhammed-en Resulullah" yazıyordu.[894]

 

447- Menakib kitabında nakledilmiştir: Hazretin iki omuzu arasında nübüvvet mühürü güneş gibi parlıyordu. Üzerinde "Allah’tan başka ilah yoktur ve -Ey Resulüm!- nereye gidersen git sen yardım olunan ve galip olansın." diye yazılı idi.[895]

 

448- Meheccetu'l-Beyza kitabında nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) geniş omuzlu idi, nübüvvet mühürü sağ tarafa meyilli ve hazretin iki omzu arasında idi. Mühürün içinde sarıya çalan siyah bir ben vardı. Halın etrafında üst üste birikmiş kıllar göze çarpıyordu.[896]

 

449- el-Bihar'da rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in iki omuzu arasında bulunan nübüvvet mühürü güvercin yumurtası büyüklüğünde idi.[897]

 

450- Uyunu'l-Ahbâr kitabında İmam Rıza (a.s) değerli babalarından, onlar da Hz. Ali (a.s)’dan şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah'tan (s.a.a) daha geniş omuzlu birini görmedim.[898]

 

451- Meheccetu'l-Beyza kitabında nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in boyun kısmı, herkesin boynundan daha güzeldi. Ne çok uzun nede çok kısa idi.[899]

 

452- Ş. Tûsi'nin Emâli kitabında İmam Rıza (a.s) değerli babalarından, onlarda Hz. Ali (a.s)’dan şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir; … Resulullah (s.a.a)’in mübarek yüzü yuvarlak idi.[900]

 

453- Biharu'l-Envar kitabında Hz.Ali (a.s)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in alt dudağında bir ben vardı.[901]

 

454- Yine el-Bihar kitabında Ali (a.s)’dan nakledilmiştir: Resulullah’ın (s.a.a) göz bebeği siyah idi.

 

455- Aynı kitapta şöyle nakledilmiştir: Cabir b. Semure’den acaba Resulullah (s.a.a)’in mübarek başında beyaz saç var mıydı? diye soruldu. Cabir; "Hazretin mübarek başında birkaç beyaz saçtan başka bir şey yoktu ve saçına yağ sürdüğü zaman onlarda kayboluyordu" dedi.[902]

 

456- Meheccetu'l-Beyza kitabında zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in karnında kıvrımlar vardı. Birisi elbisenin altında gizliydi diğer ikisi ise aşikar idi.[903]

 

457- Keşfu'l-Gumma'da Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) her görenin gözüne vakarlı ve yüce geliyordu.[904]

 

458- İhticâc kitabında Musa b. Cafer (a.s) değerli babalarından, onlarda Ali (a.s)’dan şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) bir mecliste oturduğu zaman etrafında bir nur parlardı. Herkeste bunu görürdü.[905]

 

459- el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Resulullah (s.a.a) karanlık gecelerde parlayan ay gibi görünürdü.[906]

 

460- el-Bihar'da zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in hasletlerinden birisi de, bir kavmi görmeye gitmek istediği zaman hazretten önce bir nur evin önüne giderdi.[907]

 

461- Mekarim kitabında Ömer Hattab’ın oğlundan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’den daha cömert, daha cesur ve daha temiz birisini görmedim.[908]

 

462- el-Kâfî kitabında İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’ın diğer insanlarda olmayan üç özelliği vardı; Gölgesi yoktu, hangi yoldan gitseydi, üç gün sonra birileri oradan geçtiği zaman hazretin terinin güzel kokusundan onun oradan geçtiğini anlardı. Hangi ağacın yanından geçseydi ağaç hazrete secde ederdi.[909]

 

463- Mekarim kitabında nakledilmiştir: Karanlık gecelerde millet hazreti görmeden önce güzel kokusundan tanırlar ve bu Resulullah (s.a.a)’dir derlerdi.[910]

 

464- el-Bihar'da zikredilmiştir: Bu esans Resulullah (s.a.a)’-in terinin kokusudur, esans kullanmadığı halde…[911]

 

465- Mekarim kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim beni koklamak istiyorsa kırmızı gül (Muhammed Gülü) koklasın.[912]

 

466- Mecmuatu'l-Veram kitabında Süleym’den -Ümmü Seleme’nin oğlu- nakledilmiştir: Bir gün Resulullah (s.a.a) bizim yanımıza gelip biraz uyudu. Annem Resulullah (s.a.a)’in terini topladığı şişeyi getirdi. Hazret uykudan uyandı. "Ne yapıyorsun? Ümm-ü Seleme" dedi. -Ey Resulullah!- bu sizin terinizdir. Esansların içine katıyorum. Bu esansların en iyilerindendir dedi. Resulullah (s.a.a) İyi dedin. Buyurdu.[913]

 

467- Menakib'de zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) kendisinden daha uzun boylu birisi ile yol yürüdüğü zaman ondan daha uzun görünüyordu.[914]

 

468- el-Bihar'da zikredilmiştir: Küçük ve büyük elbise hazretin üzerine oturuyordu. Giyindiğinde eğer kısa ise uzun, uzun ise kısalıyordu. Sanki hazretin boyuna göre dikilmişti.[915]

 

469- Menakib kitabında zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) yumuşak toprak üzerinde yol gitseydi ayak izi çıkmazdı. Sert yerlerde ise ayaklarının izi belli olurdu.[916]

 

470- Mecmau'l-Beyan'da zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’ın gözleri uyuyordu. Fakat kalbi uyumuyordu.[917]

 

471- Menakib'de zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’in başının üstünde kuş uçmazdı.[918]

 

472- Aynı kitapta nakledilmiştir: Sinek hazretin üzerine konmazdı. Zehirli ve zehirsiz hayvanlar hazretin yakınına gelmezdi.[919]

 

473- Menakib'de zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) önden baktığı gibi arkadan da bakardı. Önünü gördüğü gibi arkasını da görürdü.[920]

 

474- Aynı kitapta zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) uyanık olduğu zaman duyduğu gibi, uyuduğunda da duyardı.[921]

 

475- Aynı kitapta zikredilmiştir: Allah, Resulullah (s.a.a)’ı yarattığı günden itibaren kötü kokulu olduğu görülmemiştir.[922]

 

476- Aynı kitapta zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) hiçbir zaman ihtilam olmamıştır.[923]

 

477- Yine Menakib'de zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a)’ın bindiği hiçbir hayvan ihtiyarlamadı, olduğu yaşta sabit kaldılar.[924]

 

478- el-Bihar, Tezkire kitabından nakleder: Millet hazretin mübarek vücudu vesilesi ile şifa ararlardı.[925]

 

479- Menakib'de zikredilmiştir: Hiç kimse Resulullah (s.a.a) kadar kuvvetli değildi.[926]

 

480- Tefsir-i Ayyâşi'de Süleyman b. Halid’den rivayet edilmiştir. İmam Sadık (a.s)’a şöyle arz ettim; "Millet eğer Ali (a.s) haklı idiyse niçin kıyam etmedi ? diyorlar. "Hazret şöyle buyurdu: "Allah bunu -yardımcısız kıyam etmeği- sadece bir kişiye vacip etti. O da Resulullah (s.a.a)’dir. Bu konuda Allah şöyle buyuruyor: "(Başkaları dönse de) sen Allah yolunda savaş. Sen yalnız kendinden sorumlusun.iman edenleri savaşa teşvik et." -Nisa, 84- bu görev sadece Resulullah (s.a.a) için geçerlidir. Ama diğerleri için Allah şöyle buyuruyor: "Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya başka bir kuvvete katılmak gayesi dışında…"-Enfal, 16- O günde Ali (a.s)’a yanında hazrete yardım edecek bir topluluk yoktu…[927]

 

481- Menakib'de zikredilmiştir: Yeryüzünde hazretten daha alim kimse yoktu.[928]

 

482- Menakib'de zikredilmiştir: Resulullah (s.a.a) vahiy nazil olduğunda matlaşırdı. Mübarek rengi değişir. ve başını aşağı eğerdi.[929]

 

483- Ş. Saduk İkmalu'd-Din kitabında diyor: İmam Sadık (a.s)’a "Acaba Resulullah (s.a.a)’ın kendinden geçtiği oluyor muydu? Bu Cebrail (a.s) nazil olduğu zamanlar mı oluyordu? diye sordum. Hazret; "Hayır, Cebrail Resulullah (s.a.a)’ın huzuruna geldiği zaman birinci olarak, izin almadan girmezdi. İkinci olarak huzuruna çıktığı zaman bir kul gibi otururdu. Kendinden geçtiği zamanlar Allah’ın vasıtasız hazret ile sohbet ettiği anlar idi.[930]

 

484- Ş. Tûsi Emâli'de zikretmiştir. İmam Sadık (a.s)’a Acaba Resulullah (s.a.a) iki durum içine mi giriyordu? Bazen Cebrail dedi bu Cebrail’dir. Bazen de bayılıyor muydu? diye soruldu. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Vahiy Cebrail vasıtası olmadan direkt olarak hazrete geldiği zaman vahyin ağırlığından dolayı hazret kendisinden geçip bayılıyordu. Cebrail nazil olduğu zaman bu ağırlık olmazdı. Bundan dolayı "Cebrail dedi bu Cebrail’dir, şöyle emir verdi" buyururdu.[931]

 

485- Menakib kitabında nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a)’e vahiy nazil olduğu zaman mübarek yüzünün önünde arı sesine benzer bir ses duyulurdu. Çok soğuk havalarda vahiy hazrete nazil olup bittikten sonra mübarek alnında ter taneleri görünürdü.[932]

 

486- Merhum İbn-i Şehr-i Aşub aynı kitapta şöyle diyor: Müzakere unvanı ile, Cebrail bin defa Resulullah (s.a.a)’e nazil olmuştur.[933]

 

487- Merhum Deylemi’nin telifi olan İrşadu'l-Kulup kitabında Resulullah (s.a.a)’den şöyle bir hadis nakledilmiştir: Cebrail her yıl Kuran’ ı bir defada bana okurdu. Bu yıl (ki ömrümün son yılıdır) iki defa bana okudu.[934]

 

488- el-Kâfî'de "Müfezzel b. Ömer'’den rivayet edilmiştir. İmam Sadık (a.s)’dan "İmamın ilmi" hakkında soru sordum. "İmam nasıl oluyor da evinde oturup perdeler çekilmiş bir halde dünyanın öbür ucundan haberdar oluyor? dedim."İmam şöyle buyurdu: "Ey Müfezzel! Allah Resulullah (s.a.a)’in vücudunda beş ruh karar kılmıştır. "Ruhu’l-Hayat" ki onunla hareket edip yol gider. "Ruhu’l-Kuvvet" ki onunla çalışıp çabalar, "Ruhu’l- Şehvet" ki onunla yiyip içer, ilişkiye girer. "Ruhu’l-İman" ki onunla Allah’a iman getirip millet arasında adalet ile davranır. "Ruhu’l-Kudus" ki onunla nübüvveti yüklendi. Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra "Ruhu’l-Kudus" İmam’a intikal etti. "Ruhu’l-Kudus"ta uyku, gaflet, boş işler, kendini beğenmenin yolu yoktur. Fakat diğer dört ruhta bunların imkanı vardır. Ruhu’l-Kudus vesilesi ile alemde olanlar görülebilinir.[935]

 

489- Yine aynı kitapta Ebu Besir İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şura sûresinin elli ikinci ayetinin "Ve işte biz, emirlerimizle sana böylece Ruh’u gönderdik de vahyettik; ne kitap nedir, bilirdin, ne de iman ve fakat ...." Manasını hazretten sordum. Hazret şöyle buyurdu: O "Ruh" Cebrail ve Mikail (a.s)’dan daha büyük olan bir mahluktur. O ruh her zaman Resulullah (s.a.a) ile birlikteydi ve Peygambere (s.a.a) önemli olayları bildiriyordu. O ruh Resulullah (s.a.a)’den sonra İmamlar da (a.s) bulunmaktadır."[936]

 

490- Yine aynı kitapta Ebu Besir İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "O ruh Resulullah (s.a.a)’den başka geçmiş hiçbir peygamber de yoktu."[937]

 

491- Yine el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) (Miraçta) yukarı çıkarıldığı zaman Cebrail hazreti bir yere kadar götürüp ayrıldı. Hazret "Ey Cebrail! Böyle bir makamda beni yalnız mı bırakıyorsun? dedi. Cebrail; "-Ey Resulullah (s.a.s)- Hareket et ve yürü, ant olsun Allah’a ki öyle bir yere geldin ki beşerden hiç kimse buraya ayak basmamıştır. Senden önce hiç kimse buraya kadar seyir etmemiştir.[938]

 

492- el-Bihar'da Salman (r.a)’den uzun bir hadiste şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "… Andolsun seni nübüvvet üzere gönderen Allah’ a ki burası öyle bir makamdır ki hiçbir melek ve hiçbir peygamber buraya ulaşamamıştır."[939]

 

493- Sahifeti'r-Rıza'da İmam Rıza (a.s) değerli babalarından onlarda Ali (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet etmiştir: Burak'a bindim ve bir hicaba ulaştım ki ondan sonra Allah-u Taâlâ vardı.[940]

 

494- Tevhid'de Muhammed b. Fuzeyl’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: İmam Musa b. Cafer (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’in Allah’ı görüp görmediğini sordum. Hazret; Evet kalp gözü ile rabbini görüyordu buyurdu. Sonra şöyle devam etti: Allah’ın sözünü duymadın mı? ki buyuruyor: "Kalp gördüğünü yalan söylemedi." Allah hiçbir zaman gözle görülmez. Fakat kalp gözü ile görülebilinir.[941]

 

495- Tefsir-i Kummi'de İmam Bakır (a.s) Resulullah (s.a.a)’den şöyle bir hadis rivayet etmiştir: Rabb'imi miraçta gördüm. Onunla aramda engel, celalı idi.[942]

 

496- el-Bihar'da Resulullah (s.a.a)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Benim ile Allah arasında öyle zamanlar var ki mukarreb melek, mürsel peygamber ve Allah’ın kalbini iman ile doldurmuş kimsenin o duruma tahammül edecek gücü yoktur.[943]

 

497- Keşfu'l-Yakin kitabında Miraç hadisin de Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Yedinci göğe ulaştığımda bütün benimle birlikte olan melekler, Cebrail, Mukarreb melekler benden ayrıldılar. Rabb'imin hicabına ulaştım. Yetmiş hicabın içine girdim ki hicaplar arasında hicaplar ve izzet, kudret, Kibriya, nur. Karanlıktan engelleri vardı. Sonunda celal hicabına ulaştım. Rabb'im ile münacat edip huzurunda durdum…[944]

 

498- el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiç akşam ve gündüz yok ki Rabb'imden taraf bana hediye gelmemiş olsun.[945]

 

499- Aynı kitapta İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hz. İsa’ya -ilimden- iki harf verilmişti. O iki harfle işlerini yapıyordu. Hz. Musa’ya dört harf verilmişti. Hz. İbrahim’e sekiz harf verilmişti. Hz. Nuh’a on beş harf verilmişti. Hz. Adem’e yirmi beş harf verilmişti. Allah bunların hepsini Muhammed (s.a.a)’in vücudunda toplamıştı.

 

Sonra şöyle devam ettiler: Allah’ın İsm-i Azam’ı yetmiş üç harftir. Yetmiş ikisini Resulullah (s.a.a)’e verdi, bir harfi ise gizlidir.[946]

 

Peygamber Efendimizin Sünnetleri; Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai

 


[848]- el-Kâfî, c.4, s.428; el-Fakih, s.256; el-Hisâl, onuncu bab, c.4; el-Bihar, c.16, s.274 ve c.99, s.200

 

[849]- el-Kâfî, c.4, s. 404; el-Fakih, S

 

[850]- el-Kâfî, c.4, s.408; et-Tehzib, el-İstibsar; el-Kâmil’de Ebu’l Hasan (a.s)’dan rivayet edilmiştir.

 

[851]- ed-Daaim, c.1, s.230; el-Müstedrek, c.2, s.150; et-Tehzib; Feyzü'l-Kadir, c.5, s.185

 

[852]- el-Mehasin, s.471; el-Fakih, s.206; et-Tehzib, c.2, s.582

 

[853]- el-Kâfî, c.4, s.260

 

[854]- s.64

 

[855]- et-Tehzib; ed-Daaim, c.1, s.334 ve c.2, s.183 ve Daaim, c.2, s.124, Ebset’in son hadisi, Feyzü'l-Kadir, c.5, s.227

 

[856]- c.4, s.502; el-Fakih, s.277

 

[857]- s.70

 

[858]- s.46

 

[859]- el-Kâfî, c.5, s.254; Kurbu'l-Esnad, s.44

 

[860]- el-İhticac; el-Bihar, c.16, s.341

 

[861]- c.98, s.321

 

[862]- el-Müstedrek, c.1, s.8

 

[863]- ed-Daaim, c.1, S:179, H.651

 

[864]- Tuhefu'l-Ukul, s.446; el-Müstedrek, c.2; el-Bihar, c.78, s.339

 

[865]- Mecmau'l-Beyan, c.6, s.283

 

[866]- Mecmau'l-Beyan, c.2, s.283

 

[867]- Mecmau'l-Beyan, c.10, s.465

 

[868]- s.143

 

[869]- c.2, s.128

 

[870]- ed-Daaim, c.1, s.203 ve 205; el-Müstedrek, c.1, s.436

 

[871]- ed-Daaim, c.1, s.203

 

[872]- c.100, s.60

 

[873]- c.15, s.24

 

[874] - c.15, s.24

 

[875]- s.14

 

[876]- s.10; el-Bihar, c.16, s.375; el-Bilar, c.25’e müracaat ediniz

 

[877]- c.1, Usulu'l-Kadim, s.241 ve Yeni, s.444; el-Bihar, c.16, s.369

 

[878]- s.105, eski

 

[879]- c.15, s.327

 

[880]- c.1, s. 196

 

[881]- c.1, s.197;el-Bihar, c.15, s.376

 

[882]- c.1, s.126

 

[883]- c.15, s. 293

 

[884]- c.2, s.481; Menakib, c.1, s.135;el-Uyun, s.134; el-Bihar, c.17, s.299

 

[885]- c.15, s.341;el-Uyun, s.134

 

[886]- s.105

 

[887]- c.1, s.26

 

[888]- c.15, s.341

 

[889]- Gasie Hutbesi,s.234

 

[890]- c.15, s.362

 

[891]- c.4, s.152

 

[892]- c.4, s.157

 

[893]- Bab, 101, c.1

 

[894]- c.1, s.124

 

[895]- c.4, s.156

 

[896]- Er-Ravza, s.300;el-Bihar, c.3, s.294

 

[897]- c.16, s.180

 

[898]- s.222

 

[899]- c.4, s.56

 

[900]- c.1, s.350;el-Bihar, c.16, s.194

 

[901]- c.16, s.186;el-Ayyâşi, c.1, s. 203

 

[902]- c.16, s.191

 

[903]- c.4, s.156

 

[904]- c.1, s.348

 

[905]- s.105;el-Menakib, c.1, s.220; Mecmau'l-Beyan, c.2, s.281

 

[906]- c.16, s.27

 

[907]- c.16, s.27

 

[908]- c.1

 

[909]- c.1, s.44;el-Mekarim, c.1, s.35

 

[910]- c.1, s.35

 

[911]- c.16, s.192

 

[912]- c.1, s.47

 

[913]- c.1, s.28

 

[914]- c.1, s.124;el-Mecme, c.2, s.281

 

[915]- c.16, s.28

 

[916]- c.1, s.126

 

[917]- c.2, s.481; Bu hadis el-Menakib, Tefsir-i Askeri ve Kenzu'l-Keraceki’de nakledilmiştir.

 

[918]- c.1, s.12

 

[919]- c.1, s.126;el-Mecme, c.3, s.471

 

[920]- c.1, s.471

 

[921]- c.1, s.124

 

[922]- c.1, s.125;el-Bihar, c.15, s.347

 

[923]- c.1, s.125

 

[924]- c.1, s.125

 

[925]- c.16, s.201

 

[926]- c.1, s.126

 

[927]- el-Bihar, c.16,s.340; el-Kâfî, c.8, s.374,

 

[928]- c.1, s.124

 

[929]- c.1, s. 43

 

[930]- c.1, s.85;et-Tevhid, s.65; el-İtikadat, s.100; el-İlel, s.14; el-Bihar, .18,s.256

 

[931]- s.49; el-Bihar,c.18, s.268

 

[932]- c.1, s.43

 

[933]- c.1, s.43

 

[934]- s.37

 

[935]- c.1, Eski, s.136; el-Besair, s.134; el-İhtisas-ı Bihar, c.17, s.106

 

[936]- c.1, s.137

 

[937]- c.1, s.137

 

[938]- c.1, Yeni, 443

 

[939]- c.18, s.313; Besairu'd-Deracat; Kısasu'l-Enbiya; el-Menakib; Tefsir-i Ali b.İbrahim; Ayyâşi ve Kutub-u Saduk’a müracaat ediniz

 

[940]- s.19; el-Bihar,c.18, s.378

 

[941]- s.69

 

[942]- s.572; el-Bihar,c.18, s.373; Tefsir-i Ayyâşi, c.2, s.277

 

[943]- c.18, s.360

 

[944]- s.157; el-Bihar,c.18, s.398

 

[945]- c.6, s.49; c.8,s.49

 

[946]- c.1, s.230;Tefsir-i Ayyâşi, c.1, s.352; Besairu'd-Darecat, s.29–54

 



Son haberler
 
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved