• Tarih: 2010 Nisan 30

Neden bazen dualarımız kabul edilmemektedir?


           

 

Duanın kabul olma şartlarının keyfiyetine dikkat edildiğinde bu keyfiyetin zahiren duanın kabulünde bir seri zorlukları barındırdığı görülmektedir ki buradan duanın yapıcı olduğu ortaya çıkmaktadır. İslami rivayetlerde duanın kabul olma şartlarını mütalaa ettiğimizde şunları görmekteyiz:

1-Duanın kabulünde her şeyden önce kalp ve ruh temizliği için gayret edilmeli, işlenmiş günahlar için tövbe edilmeli, kendini yetiştirmeli ve ilahi önderlerin yaşamlarından ilham alınmalıdır.

İmam Sadık (a.s) bir rivayette şöyle buyurmaktadır: “Sakın ola ki sizden hiç kimse, Allah’a ham ve sena etmeden, Peygamber ve onun âline selam göndermeden ve sonra O’nun nezdinde günahlarını itiraf etmeden önce Allah’tan bir şey istemesin.”[1]

2-Temiz bir yaşam için başkalarının mallarını gasp etmekten sakınmalı, zulümden kendini arındırmalı ve haram lokma ile beslenmemelidir. İslam Peygamberi (s.a.a)’nden şöyle nakledilmiştir: “Duasının kabul olmasını isteyen kimse yiyeceğini ve kazancını temizlemelidir.”[2]

3-Fesatla mücadele etmek ve hakka davet etmekten kaçınmamalıdır; zira iyiliği emredip kötülükten sakındırmayan kimselerin duası kabul edilmez. Nitekim Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’den şöyle nakledilmiştir: “İyiliği emredip kötülükten sakındırınız, eğer bu işi yapmazsanız Allah-u Teâlâ kötüleri sizin iyilerinize musallat eder ve ne kadar dua etseniz de duanız kabul edilmez.”[3]

Gerçekte böyle büyük bir “Milli gözetim” vazifesini terk etmek, toplumda olumsuzlukları doğurur ki bunun neticesi sosyal yaşamda sahneyi kötülere bırakmaktır ve duanın böyle bir neticeyi ortadan kaldırmada etkisi yoktur; zira bu durum insanın kendi amellerinin kesin bir sonucudur.

4- Allah’a verilen sözlere amel etmek, iman, salih amel, emanete riayet ve doğruluk duanın kabul şartlarından bir diğeridir.  Zira yaratıcısına verdiği söze amel etmeyen kimse, Allah tarafından duasının kabul edilmesi beklentisi içinde olmamalıdır.

Bir kimse Emirülmüminin Ali (a.s)’nin yanına gelip duasının kabul olmayışından şikâyet ederek şöyle dedi: Allah, “Dua edin ben kabul edeyim” diye buyurmaktadır; niçin bizim duamız kabul edilmemektedir?

İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Kalp ve fikriniz sekiz şeyde hıyanet ettiği için duanız kabul olmamaktadır.”

1- Siz Allah’ı tanıdınız ancak O’nun hakkını eda etmediniz, bundan dolayı sizin tanımanızın size faydası olmadı!.

2- Siz Allah’ın gönderdiği elçiye iman ettikten sonra onun sünnetine muhalefet ettiniz, imanınızın semeresi nerede?

3- O’nun kitabını okudunuz ancak onunla amel etmediniz; işittik ve itaat ettik dediniz sonra muhalefet ettiniz!

4- Siz Allah’ın cezalandırmasından korktuğunuzu söylüyorsunuz, ancak öyle işler yapıyorsunuz ki o işler sizi Allah’ın azabına yakınlaştırıyor…

5- Allah’ın sizi ödüllendirmesine alakanızın olduğunu söylüyorsunuz, ancak Allah’ın mükâfatından uzaklaşacak işler yapıyorsunuz…

6- Allah’ın nimetini yiyor ancak bu nimetlerin şükrünü eda etmiyorsunuz.

7- Allah size, “Şeytandan uzaklaşın” diye buyuruyor ancak siz şeytanın düşmanı olduğunuzu iddia etmenize rağmen ameli olarak onunla muhalefet etmiyorsunuz.

8- Siz, insanların ayıplarını yüzlerine vurmanıza rağmen, kendi ayıplarınızı görmüyorsunuz… duanın kapılarını kendi üzerinize kapatmışken nasıl olurda duanızın kabul edilmesini beklersiniz? Duanızın kabul edilmesi için Allah’tan korkun, amellerinizi ıslah edin, iyiliğe emredip kötülükten sakındırın.”[4]

Mana dolu bu hadis açıkça şöyle demektedir:

Allah’ın duanın kabulü konusundaki vermiş olduğu sözü, mutlak değil aksine bir şarta bağlıdır ve kabulün şartı ise şudur: Siz kendi söz ve vadelerinize amel ediniz, kaldı ki sekiz yerde vadenizi bozdunuz, eğer siz verdiğiniz söze vefa etmemeye son verirseniz duanız kabul edilecektir.

Gerçekte duanın kabul edilmesinde zikredilen sekiz emre amel etmek, yapıcı ve eser bahşeden bir mesirde insanın ilerleyip terbiyesi ve güçlerini kullanması için yeterlidir.

5- Duayla birlikte amel ve telaş etmek duanın kabul şartlarından bir diğeridir. Emirülmüminin Ali (a.s)’nin kısa sözlerinde şöyle zikredilmiştir: “Amelsiz dua eden yaysız ok atan kimseye benzer.” (Nehcü’l Belaga, Hikmet/337)

Oku hareket ettirmek ve hedefe fırlatmak vesilesi olan “Yay” kelimesine dikkat edilirse, “Amel”in “Dua”daki etkisi de aydınlığa kavuşur.

Yukarıda zikredilen beş şartın tamamı şu gerçeği aydınlatmaktadır: Hedefe ulaşılması için dua doğal sebep ve sıradan araçların yerine kullanılmaması ve duanın kabul edilmesi için dua eden kişinin, yaşama dair programında tamamen değişiklik yapması gerekir. Şahsın yeniden ruhi yapılanmaya gitmesi ve önceki amellerini tekrar gözden geçirmesi gerekir. Acaba bu şartlarla birlikte “Uyuşturucu” kelimsini “Dua” kelimesi için kullanmak bilgisizlik ya da kasıtlı yaklaşım değil midir?[5]



[1] Sefinetü’l Bihar, c. 1, s. 448,449.

[2] Sefinetü’l Bihar, c. 1, s. 448,449.

[3] Sefinetü’l Bihar, c. 1, s. 448,449.

[4] Sefinetü’l Bihar, 643/1.

[5] Tefsir-i Numune, 643/1.



  • Sayı(0) AvgRating
    0 0 0 0 0
    İmtiyazınız
    Ad:


    Soyad:


    Yorum:
          Yorum Listesi
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved

Fatal error: Exception thrown without a stack frame in Unknown on line 0